SİGARADAN KURTULMAK


S İ G A R A D A N  K U R T U L M A K

( YAZAN: DR. SEZGİN  OKÇELİK-ŞAFAK  LAYİÇ )

NEDEN SİGARA İÇİYORUZ

Gerek medyada, gerekse sağlık, eğitim gibi sektörlerde hep “sigara” üzerinde konuşulur, yazılır, çizilir. Oysa burada önemli olan sigara değil, “tütün”dür. Dolayısıyla bu yazı kapsamında da sigara üzerine söylenen hemen her şey aynı zamanda puro, pipo ya da nargile gibi tütün ürünleri için de geçerlidir. Bu düzeltme yapılmazsa, sigara dışındaki tütün ürünlerinin daha az zararlı ya da zararsız olduğu inancı bazı tiryakilerin zihninde kendine sığınacak bir yer bulabilir.

ALIŞKANLIK MI, BAĞIMLILIK MI?

Düzeltilmesi gereken diğer bir nokta, sigara kullanmanın “kötü bir alışkanlık” olduğu fikridir. Oysa artık açıkça ortaya çıkmıştır ki, sigara kullanmak, yalnızca zararlı bir alışkanlık değil, aynı zamanda ciddi bir nikotin bağımlılığıdır da.

Tiryakilerin çoğu, eroin, esrar, kokain gibi uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durur. Oysa kendisinin de bir madde bağımlısı olduğunun farkında değildir. Bu yüzden, eğer sigarayı hayatımızdan çıkarmak istiyorsak, onun etkisini ne büyütmeli ne de küçümsemeliyiz.

Sigara ile tiryakiler arasında üç farklı ilişki biçimi vardır:

1-Bağımlılığın oluşumu

2-Bağımlılığın sürdürülmesi

3-Bağımlılığın sonlandırılması

Şimdi dilerseniz bu üç farklı süreci teker teker ele alalım.

A-BAĞIMLILIĞIN OLUŞUMU:

Aslında sigaraya başlama süreci çok basittir. Bu yüzden pek çok kişi bu bağımlılığa kolayca yakalanır. Örneğin çocuk büyür, kabına sığamaz; dikkatini ailesinden dışarı doğru çevirir. Onun ilk gözlemledikleri arasında akran ya da gençlik grupları, öğretmenler, medyada boy gösteren sanatçılar, oyuncular, şarkıcılar gerçekten de dikkat çekicidir. Çocuğun içinde onlar gibi olma isteği uyanır.

1-MODELLEMENİN ETKİSİ:

“Modelleme”, öğrenme için çok önemli, etkili ve hızlı bir tekniktir. Artık bundan sonra iş biraz da çocuğun şansına kalmaktadır. Eğer kahramanımızın çevresinde sigara içen çocuklar, gençler, öğretmenler ya da medya ünlüleri varsa ve çocuk aileden yeterli bir eğitim almamışsa, onun en azından sigarayı denemesi neredeyse kesindir.

Çocuk önce arkadaş ortamında bir iki tane içer. Bu ona toplumsal bir görev gibi gelir. Ancak bedenin işleyiş yasaları başka biçimde çalışır. İlk tepki akciğerde oluşur. Çünkü ciğerler bu kez oksijenle değil, zehirli maddelerden oluşan yabancı bir gazla dolmuştur. Öksürükler refleks biçimindedir ve bu zehirli dumanı dışarı çıkarmaya çalışır. Aynı zamanda kana, oradan da beyne geçen bu zehirler baş dönmesine, mide bulantısına da yol açar. Bu belirtiler kuşkusuz rahatsızlık vericidir. Çocuk şimdi iki arada bir derededir. Ya bu madde alımını durdurup sosyal statüsünü kaybetme riskine girecek, ya da “geçici” sıkıntılara katlanıp “büyümeyi” tercih edecektir.

Hangi nedenlerle olursa olsun, sigara içmekte direten kişi, birkaç denemeden sonra nikotin bağımlısı olur.

2-ANNE BABALAR VE SİGARA:

Bu süreç içindeki en kuvvetli etkenlerden biri, çocuğun anne babasıdır. Ebeveynlerden biri ya da ikisi birden sigara içiyorsa, çocuklarının ileride büyük bir olasılıkla sigara bağımlısı olacaklarını söylemek için kâhin olmaya hiç gerek yoktur. Bu aşamada sigara içen yetişkinlerin çocuğa nasihat etmesinin, bilgi vermesinin ya da onu uyarmasının çok fazla önemi yoktur. Çünkü çocuklar, duyarak değil, daha çok “görerek” öğrenirler.

Çocukların çoğu, bağımlı anne babalarının, özellikle sıkıntılı anlarında pek çok kez birer sigara yakıp, derin nefeslerle nikotini ciğerlerine doldururken görmüşlerdir. Onlar ileride bu dramatik sahneyi hatırlamayabilir. Ancak bilinçaltı bunu asla unutmaz ve ileride yeniden hatırlayabilmek için şifreler. Çocuklar burada iki şeyi unutmamak üzere öğrenir: 1-Yetişkinler sigara içer. 2-Sıkıntılı anlarda içilen sigara rahatlatır.

İşte çocukların daha küçük yaşlarda sigara bağımlısı olmasının temelleri böyle atılmaktadır. Zaten bir ülkenin öğretmenlerinin neredeyse yarısı, doktorlarının ise %40’ı sigara içiyorsa, onların dediklerini yapmaları öğütlenen çocukların sigaraya başlama yaşının 12’ye kadar düşmesine şaşmamak gerekir.

3-ERGENLERİN VE GENÇLERİN RİSKİ:

Çocuklar yine de şanslı sayılırlar. Çünkü özenli bir eğitim çabasıyla sigaradan uzak tutulabilirler. Ancak gençler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Özellikle ergenlikle birlikte başlayan aile dışına yönelim, artan aile çatışmaları, bir süre sonra aile karşıtlığına dönüşür. Ergen, daha ne olduğunu anlayamadan büyüklerine karşı çıkarken buluverir kendini.

Bu dönem ömrümüzün en fırtınalı yıllarıdır. Ancak geçmesi birkaç yıl sürer. İşte sigara bu gergin ortamda iletişime tuz biber eker. Anne baba gence sigara içmemesi gerektiğini söyler. Ergen ise inadına, hatta onları cezalandırmak için içer. O böylece kendi kişiliğini, farklılığını ortaya koymuş olur. Üstelik bağımlı olduğunu da kabul etmez. İstediği zaman bırakabileceğini söyler. Ancak birkaç sigaradan sonra beyin nikotini şifreler ve bir daha unutmamak üzere klasöre yerleştirir. Artık bağımlılığı söküp atmak, yoğun ve etkili bir çaba gerektirecektir.

Bu süreç, daha ileriki yaşlarda sigaraya başlayanlar için de aynı biçimde işlemektedir.

4-RAHATLAMA DUYGUSUNUN OLUŞUMU:

İlk günlerde sigaraya duyduğumuz özlem de, bize verdiği rahatlama duygusu da çok hafiftir ve bunların farkına bile varamayız. Ancak zamanla bağımlılık oluşmaya başlar. Nikotinin beynimize yerleştiğini, ancak sigarasız kaldığımızda ya da sigara içemediğimiz durumlarda anlarız. Şimdi sigarayı artık zevk için değil, içimizdeki küçük canavarı nikotinle beslemek için içmeye başlarız.

Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Sigaraya başlamadan önce ciddi herhangi bir sorunu olmayan bağımlı, rahatlama duygusunu bundan sonra yalnızca sigara içtikten sonra yaşayabilecektir. Ve bu değişim öyle yavaş ve kesin olmaktadır ki, tiryaki artık iç huzurunun ve mutluluğunun kaynağı olarak sigarayı görmeye başlayacaktır. Oysa bu tamamen yanlış, ilgisiz bir inançtır ve bağımlının bunu görmesi artık çok zordur.

5-BAĞIMLILIK BAŞLIYOR:

İçilen ilk sigara genelde pis ve iğrenç bulunur. Ancak içimizdeki yanlış inançlar, bilinçaltı yönlendirmeleri sayesinde bir daha içme isteği oluşur. Çünkü sigara nasılsa çok kötü tadı olan, bizi öksürten iğrenç bir şeydir ve biz bunu nasılsa kolayca bırakabiliriz. İşte bu aşırı özgüven de sigaradan hemen uzaklaşmamızı engellemektedir. Zaten birkaç kez daha denendikten sonra önce alışkanlık, sonra da bağımlılık kaçınılmaz olmaktadır.

Bağımlılık kısaca şöyle oluşmaktadır: Kişi, sigarayı içerek beynine bolca nikotin gönderir. Birkaç kez beyne ulaşan nikotin, (bilgisayara sızan bir virüs gibi) burada kendisine yeni bir klasör açar. Bir süre sonra bu klasör (virüs, canavar) uyanır ve yaşamak için yemek ister. Kişi eğer sigara içer ve beynine nikotin gönderirse canavar daha da güçlenir. Ancak kişi herhangi bir nedenden dolayı nikotini geciktirir ya da göndermezse canavar ortalığı birbirine katarak kişiyi sigara içmeye zorlar. Buna “sigara krizi” ya da “yoksunluk belirtileri” denir. Yoksunluk belirtilerini kısaca söyleyelim; sıkıntı, huzursuzluk, dikkatini verememe, titreme, aşırı sigara içme isteği, vb.

Nikotin, yukarıda da açıklandığı gibi, önce tiryakinin beyninde bir rahatsızlık oluşturur; sonra da bu rahatsızlığı yine kendisi giderir. Bunu dışarıdan görmek kolaydır. Fakat tiryaki, işin öncesini unutur; içindeki sıkıntısını giderdiği için de sigaraya şükranlarını sunar. Bu tam bir kısır döngüdür. Gerçekte sigara tiryakiye bir şey kazandırmış olmaz. Aslında o, kepçeyle alıp kaşıkla vermektedir.

Yani olan aslında şudur: Nikotin-Rahatsızlık-Nikotin-Rahatlık-Nikotin-Rahatsızlık-Nikotin-Rahatlık-vb. … Bu zincir, eğer zamanında kırılmazsa hastalıklara, kansere ya da ölüme kadar gider.

B-BAĞIMLILIĞIN SÜRDÜRÜLMESİ:

Sigara içmeyi sürdürmemizin iki temel nedeni vardır:

1-Nikotine bağımlı olmak (fizyolojik neden)

2-Yanlış inançlar, kanılar ve alışkanlıklarımız (psikolojik neden)

1-SİGARA İÇMEMİZİN FİZYOLOJİK NEDENİ:

Sigara bağımlısı birini bir topluluk içinde tanımak hiç de zor değildir. Bu kişiler, toplantı biraz uzadı mı hemen sıkıntılı bir yüz ifadesiyle sağa sola bakınır, adeta yardım isterler. Sık sık tuvalete gitme bahanesiyle kendilerine birer sigara molası verirler.

Kişi sigara içtikten sonra kandaki nikotin düzeyi hızla yükselir. Nikotin aslında eroinden daha hızlı bir biçimde beyne ulaşır. Bu anlamda sigara, nikotini beyne ulaştırmak için basit bir araçtır, şırıngadır.

Nikotin, beyne ulaştıktan sonra kişide, geçici bir rahatlama duygusu yaşatır. Geçicidir çünkü tiryaki, sigarasını bitirdikten sonra kandaki nikotin düzeyi yavaş yavaş düşmeye başlar. Bu düzey, kişiden kişiye değişmekle birlikte, yaklaşık olarak yarım saat içinde yarıya, bir saat içinde %25’e kadar düşer. İşte bu yüzden kısa bir süre sonra tiryakinin canı yeniden sigara içmek ister.

a)İÇİLEN SİGARA SAYISI NEDEN SÜREKLİ ARTMA EĞİLİMİNDEDİR?

Kişi, örneğin ilk başlarda 1-2 tane içerken, birkaç ay içinde 4-5’e, zamanla 10-15’e, hatta 1-2 pakete kadar çıkartmak durumunda kalmaktadır?

Sigara sayısının artışı şöyle gerçekleşir: Bağımlı, sigarasını içtikten sonra kandaki nikotin düzeyi birden yükselir. Ancak yaklaşık 60 dakika sonra, bedene nikotin alınmadığı için yoksunluk belirtileri başlar. Kişide sigara içme isteği uyanır. Bağımlı sigarasını içtiğinde kana karışan nikotin bu yoksunluk belirtilerini hızla giderir. Ancak zaman içinde bağımlının bedeni, kana karışan nikotine bağışıklık kazanmaya başlar ve etkisini azaltır. Bu kez tiryaki, sigara sayısını arttırarak bu sorunu geçici olarak çözer. Böylece bir kısır döngü başlar. Beden nikotini baskılamaya çalışır, bağımlı ise ona daha fazlasını gönderir. Beden daha fazla nikotini yenmeye çalışır. Bağımlı da yoksunluk belirtilerinden kurtulabilmek amacıyla daha fazla sigara içer.

Bu kısır döngü iki biçimde kırılabilir: Bağımlı ya sigara alımını durdurup yoksunluk belirtilerine birkaç gün katlanarak sigarayı hayatından çıkaracak ya da kalp, damar, akciğer, gırtlak gibi sistemlerinin iflas etmesinden dolayı bu yaşamdan çıkacaktır. Bunun dışında bazıları iradelerini kullanarak içtikleri sigara sayılarını sabit tutmayı ya da azaltmayı başarabilirler. Ancak bunun için çok büyük enerji harcamaları gerekir.

Yukarıda anlatılan bu mekanizma, diğer madde bağımlılarınkiyle aynıdır. Örneğin eroinde bu kısır döngü bir altın vuruşla noktalanabilir.

b)BAĞIMLININ İYİMSERLİĞİ:

Tiryakilerin çoğu bu kısır döngünün farkında değildir. Bunlar, gökdelenden düşen adamın iyimserliğine sahiptir. Düşmeye devam eden kişi, gökdelenin yarısına geldiğinde şöyle düşünür: “Buraya kadar geldim ve bana hâlâ bir şey olmadı. Bu iyi bir haber.” Oysa birazdan oluşacak çarpışma kaçınılmazdır.

Bağımlı kişiler de kendilerini sık sık şöyle kandırırlar: ”Bu yaşıma kadar geldim ve bana hâlâ bir şey olmadı. Bu iyi bir haber. Eğer ciddi bir zararını görürsem o zaman bırakırım.” Aslında zarar zaten oluşmuştur, üstelik çarpışma neredeyse kesindir.

c)KADIN VE ERKEK BAĞIMLILAR:

Nikotin bağımlılığını cinsiyet açısından incelediğimizde ise, erkeklerin daha fazla sigara içtiklerini ve nikotin düzeyleri daha yüksek olan sigaraları tercih ettiklerini görüyoruz. Ancak bu durum, kadınların daha az bağımlı oldukları anlamına gelmez. Hatta kadınların bağımlılık düzeylerinin ve yoksunluk belirtilerinin daha fazla olduğunu bile söyleyebiliriz.

d)KISA BİR ÖZET:

Kısaca özetlemek gerekirse, sigara içmemizin temel nedenlerinden biri, bağımlı hale getirilmiş beynimizin “nikotin” ihtiyacını karşılamaktır. Bazı tiryakiler, düşük nikotin oranlı (light) sigaraları tercih ederek, sigaranın zararlarından kurtulacaklarını sanırlar. Oysa bu kişiler, nikotini normal ya da yüksek olanlardan bir paket içmek yerine, düşük olandan iki paket içmek zorunda kalırlar. Böylece zararlarını azaltmak yerine, tam tersine arttırmış olurlar. Farkında olmadan, yağmurdan kaçayım derken, doluya tutulurlar.

Aslında nikotin bağımlılığı sorunun en basit tarafıdır. Bu bağımlılıktan kurtulmaya karar veren kişi, birkaç gün, arada bir gelecek olan nikotin yoksunluk sıkıntılarına katlanabilirse bedenini bu zehirden temizleyebilir. Ki bunu başarmış milyonlarca insan olduğunu biliyoruz.

Ancak asıl sorun, bu zehir tacirlerinin beynimizde oluşturduğu yanlış inançlar, kanılar ve her gün aynı şeyi, aynı tarzda yapmaktan dolayı oluşan alışkanlıklarımızdır. İşte bunları değiştirmek, beynimizden temizlemek zordur. Bunun için değişmek, gelişmek, yeni fikirlere açık olmak, kendini aşmaya çalışmak çok önemlidir.

2-YANLIŞ İNANÇLAR, KANILAR VE ALIŞKANLIKLARIMIZ (Psikolojik Neden):

Sigara içmemizin diğer bir nedeni, inandığımız, inandırıldığımız yalanlar ve bunlardan etkilenen bilinçaltımızın bizi irademiz dışında yönlendirmesidir.

Tiryakilerin büyük bir çoğunluğu, bütün bir gece boyunca sigara içmez ya da sigara içebilmek için uykusunu bölmez. Oysa aynı süre içinde, uyandıktan sonra gün boyu 8-9 saatlik süre içinde içmeden duramazlar. Bu da, asıl bağımlılığın fiziksel değil, “psikolojik” olduğunu gösterir. Zaten sabah ilk sigaranın bu kadar zevk vermesinin nedeni, uzun süre yapılan bu doğal perhizdir. Bu yüzden pek çok bağımlı için günün ilk sigarası daha önemlidir.

a)KADINSI VE ERKEKSİ İMAJLAR:

Onlarca yıldan beri, sigaranın erkekleri daha olgun, sert ve erkeksi gösterdiğine inanılmıştır. Bu yanılgı belki de, sinemanın Humphrey Bogart, Clint Eastwood gibi sert ve yakışıklı yıldızları tarafından cilalanmış olabilir. Oysa yapılan araştırmalarda sigaranın, cinsel üretkenliği azaltmaktan başka, damar yapısını bozarak, cinsel bölgelere daha az kan gitmesine, dolayısıyla da sertleşme sorunlarına yol açtığı ortaya çıkmıştır. Üstelik psikanalistlere göre sigara, bebekken ağzımıza aldığımız emziğin büyüdüğümüzdeki karşılığıdır! Yani o bizi aslında büyük değil, küçük ve çaresiz gösterir.

Kadınlar ise, erkeklere göre, sigaraya başka anlamlar da yüklemiştir. Uzun yıllar, kadınlar için sigara, bağımsızlık, özgürlük, yetişkinlik, güç, estetik ve cazibe sembolü olmuştur. Eski amerikan filmlerinde, yeni yetme kızların sigara içmeye çalışırken ne kadar komik durumlara düştüğünü çoğumuz görmüşüzdür. Onlar sigara içerek ne kadar gelişmiş olduklarını arkadaşlarına kanıtlamaya çalışırken, aslında yalnızca aptal duruma düştüklerinin farkında bile değildiler.

Kadınların tek yanılgısı ne yazık ki bu da değildir. Bazıları gerçekten de sigara konusunda bilinçlidir ve kocalarını da bu bağımlılıktan kurtarmaya çalışmaktadır. Ancak sigaranın insanları ne kadar tutsak ettiğini fark edemeyenler bazen kocalarını bu bağımlılıktan kurtarmak için çok da akıllıca olmayan bir yaklaşım gösterirler. Örneğin, bazı kadınlar kocalarına şu biçimde ültimatom gönderirler: “Ya sigara, ya da ben!” Oysa koyu bağımlılar için yanıt bellidir: Sigara!

b)SİGARA REKLÂMLARI VE SPONSORLUK:

Büyük sigara şirketleri, yasaklar başlamadan önce gerçekten de etkili reklâmlar yapmıştır. Üstelik pek çok yasak ve sınırlamalara karşın değişik yollarla bunu bir biçimde günümüzde de sürdürmektedir. Daha birkaç yıl öncesine kadar reklâm panolarını süsleyen (yoksa “kirleten” mi demeliyiz?) gösterişli bir at üzerinde, ağzında bir sigarayla, sert, yakışıklı, macera ruhlu kovboyları hatırlamaya çalışalım. Ya yıllarca, adı bir sigara markası olan sinema kulüplerinde en son çıkan filmleri pazar gecesi kuşağında televizyon ekranlarından ailecek izlediğimiz reklâmlara ne demeli? Üstelik bu filmlerin hemen hemen tamamında, kahramanlarının ağzından sigaralar düşmezdi.

Bu şirketler, yalnızca oyuncuların sigara içmeleri kaydıyla filmlere değil, sigara markasını kullanmak kaydıyla otomobil yarışlarına da sponsor olurlar. Böylece zihnimize şu kavramlar sigara ile özdeşleştirilip gönderilir: Güç, hız, cesaret, başarı, zafer, vb. Milyarlarca doları bulan bu tür reklâm masrafları gözümüze çok gelebilir. Ancak kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez, değil mi?

c)BİLİNÇALTI KAYITLARININ GÜCÜ:

İlgi duyurma ve özendirme amaçlı bu tuzakları unutabiliriz. Ama bu kayıtlar bilinçaltında bir ömür boyu kalır ve biz farkında olmadan bizi sigara içmeye yönlendirir.

Bilinçaltı mesajları yalnızca bununla da sınırlı değildir. Vitrinleri süsleyen top ya da tabanca biçimindeki çakmaklar, çok özel sigara kutuları, albenili küllükler ve kibritler de bizi etkileyen diğer tuzaklardır.

Sigara ve diğer uyuşturucu ya da uyarıcı madde tacirleri, çok büyük kazanç getirdiğinden dolayı, özellikle çocukları ve gençleri hedefleyen pek çok pazarlama taktikleri geliştirmişlerdir. Örneğin bedava sigara dağıtmak, çocuklar için sigara biçiminde sakızları piyasaya sürmek, vb.

d)SİGARA ŞİRKETLERİNİN YENİ ARAYIŞLARI:

Sigara şirketlerinin bu tatlı kârdan vazgeçmeye hiç niyetleri yoktur. Son zamanlarda çıkan elektronik sigaralar da bunun bir göstergesidir. Onlar aslında bize şöyle söylemektedirler: “Sigara içerken bize paralarınızı verin; sigaradan kurtulmak için de yine bize paralarınızı verin. Yeniden başladığınızda da verin. Biz sizin paralarınızı almak için mutlaka bir şeyler bulacağız.”

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diye bir söz vardır. Bilim ve teknolojinin gelişmesi, bu yalan ve aldatmaca üzerine kurulmuş ekonominin de sonunu getirmişe benziyor. Ülkemizde ve dünyada milyonlarca insan sigara bırakıyor, bırakamayanlara öneriyor; sigara üzerine yayınları okuyor, seminerlerine, atölye çalışmalarına katılıyor.

Bütün bu aldatmacalardan etkilenen bağımlılar, bu maddeleri almak için gözlerini karartırlar. Çok sadık müşterilerdir onlar. Evlerindeki aç çocuklarına süt götürmektense sigara almayı tercih eden pek çok tiryaki vardır.

e)EROİNMANLAR MI, NİKOTİNMANLAR MI?

Dünyada olduğu gibi, ülkemiz insanları da eroin, kokain gibi bağımlılıklara karşıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, sigaradan ölenlerin sayısı, diğer bağımlılık yapan maddelerden ölenlerin sayısından kat kat fazladır. Burada elbette bu tür maddelerin daha az zararlı ya da tehlikesiz olduğunu söyleyemeyiz. Ancak, tiryakilerin yaygınlığı nedeniyle, nikotinmanlara toplumsal bir ayrıcalık tanındığını da belirtmeliyiz. Ancak bu durum “şimdilik” böyledir. Bilimsel gelişmeler sürdükçe ve toplumsal eğitimler yaygınlaştıkça, zaman içinde nikotinmanlar da diğerler madde bağımlıları gibi toplumdışına itilecektir. Bu süreç günümüzde bile açıkça görülmektedir.

f)SİGARA GERÇEKTEN RAHATLATIR MI?

Tiryakilerin çoğu, sigaranın kendilerini rahatlattığını, iyi hissettirdiğini söyler. Aslında bu da bir yanılsamadır. Çünkü nikotin kişinin nabzını hızlandırır. Oysa gerçekten rahatlatsaydı, tam tersine nabızda azalma, bedende hoş bir gevşeme oluşurdu.

Örneğin insanlar normalde yemeklerini yedikten sonra bir doygunluk, hoş bir rahatlama hissederler. Ancak tedirginlik içindeki talihsiz tiryaki, bu kez içindeki canavarı da besleyip rahatlatmak zorundadır.

Eski bir sigara efsanesine göre, sigara yalnızca insanı rahatlatmaz, aynı zamanda sosyalleştirir de. Hatta askerlere cesaret verdiğine inanıldığından dolayı sigara içilmesi özellikle teşvik edilirdi. Filmlerde, yaralanan askerlere hemen bir sigara uzatıldığını çok görmüşüzdür. İdam mahkûmunun bile son arzusu genellikle bir sigara içmekti. Bu kareler de, bizi daha sonra sigaraya yönlendirmek üzere bilinçaltına yerleşmiştir. Oysa günümüzde sigaranın bu yararlarının yalnızca kocaman bir yalan olduğu, hatta tam tersine tiryakileri asosyal gösterdiği ortaya çıkmıştır. Artık şirketlerin çoğu sigara içmeyen elemanlara öncelik vermektedir.

g)BOŞLUK DUYGUSU VE ÖZGÜVEN:

Bir diğer sigara efsanesine göre, sigara boşluk doldurur ve özgüven verir. Evet, dışarıdan bakıldığında böyle görünüyor olabilir. Oysa özünde olan şudur: Sigara önce bizzat kendisi yoksunluk belirtileri yaşatarak tiryakinin hayatında bir boşluk oluşturur ve özgüvenini yıkar; sonra o boşluğu yine kendisi doldurur ve özgüven hissi verir. Eğer sigaranın boşluk doldurduğu ve özgüven verdiği efsanesi doğru olsaydı, sigara içmeyenler de böyle bir boşluk ve özgüven eksikliği hissederlerdi. Ancak bunları ne hikmetse yalnızca bağımlılar hissetmektedir.

h)ARDIŞIK SİGARALARA DİKKAT:

Boşluk duygusu, yoksunluk belirtilerinin dışında, uzun süren ve gergin geçen toplantılarda, lokallerde oynanan konken, poker, vb. masalarında ya da sıkışık trafikte de hissedilir. Buralarda küllükler hemen doluverir. Buna “ardışık sigara” denir. Tiryaki böyle anlarda sigara içtiğinin bile farkında değildir. Yani bu sırada nikotin ihtiyacı yoktur.

Ardışık sigara içilmesinin temel nedeni, beyindeki önyargılardır. Örneğin, “Sıkıldığımda sigara içmeliyim”, “Sıkışık trafikte sigara beni rahatlatıyor” gibi düşünceler ardışık sigaraya neden olabilmektedir.

ı)YARARLI VE ZARARLI DÜŞÜNCELERİMİZ, İNANÇLARIMIZ:

Beynimizde iki temel düşünce ve inanç bulunur:

1-Bize yararlı düşünceler, inançlar (pozitif)

2-Bize zararlı düşünceler, inançlar (negatif)

Bu düşünceler ve inançlar zamanla, yaşadıklarımızla bir biçimde kendiliğinden ya da başkalarının bilinçli olarak göndermesiyle bilinçaltımıza yerleşebilir. Eğer ara sıra bunları sorgulamazsak, özellikle bize zarar veren düşünceler ve inançlar zamanla düşünce ve inanç boyutundan çıkarak eyleme ve gerçekliğe dönüşerek hayat kalitemizi düşürür. Yani aslında şöyle söylenebilir: Nasıl düşünürsek öyle yaşarız. Güzel yaşamak istiyorsak güzel şeyler düşünmemiz gerekir.

Bir tiryakinin kafasındaki en zararlı önyargılardan biri, sigarasız yapamayacağı, hayatın stresine sigarasız katlanamayacağı düşüncesi ve inancıdır. Çünkü o, muhtemelen birkaç kez sigarasız kalmış, belki de sigarayı bırakmaya çalışmış ve sonuçta kendini çok kötü hissetmiştir. Oysa bu da, diğerleri gibi yanlış ve zararlı bir düşünce ve inançtır. Buna inanan biri kesinlikle sigaradan kurtulamaz. Sigarayı bırakmış milyonlarca şanslı insandan biri olmak istiyorsak, öncelikle kafamızdaki bu zararlı düşünce ve inançları silip, içine daha pozitif ve yararlı olanlarını koymalıyız.

j)ZEVK MESELESİ Mİ?

Sigara üzerindeki diğer büyük yanılgı, içmenin çok zevkli olduğudur. Örneğin güzel bir yemek yemek, sevdiklerimizle konuşmak, dolaşmak, güzel bir film izlemek zevk olabilir. Ancak sigara içmek zevk değildir. Çünkü gerçekten bize zevk veren hobilerimizi ya da işlerimizi yapmadığımızda, geciktirdiğimizde sinirlerimiz allak bullak olmaz. Ne yazık ki sigarada böyle olur. Sigara içmek gerçekten de zevk olsaydı, geciktirdiğimizde bu kadar rahatsızlık vermemesi gerekirdi. Bu açıdan bakıldığında bile, sigara içmenin bir bağımlılık olduğu hemen anlaşılıyor.

Fakat tiryakilerin bir kısmı, tüm bilimsel açıklamalara karşın, bağımlı olduklarını kabul etmeyip, sigarayı yalnızca sevdikleri ve zevk aldıkları için içtiklerini inatla söylemeyi sürdürürler. Aslında önemli olan sigaranın kokusu, tadı filan değildir. Bizzat içerdiği nikotindir. Örneğin uzun süre sigarasız kalmış tiryakilerin çoğu, içinde yeterli miktarda nikotin varsa hiç sevmediği, değişik marka sigaralardan bile rahatlıkla içebilir.

Aslında tiryakilerin çoğu, sigaradan zevk almayı bırakın, içtiklerinin çoğunu hatırlamaz bile. Belki gün içinde, sabah ve yemek sonrasında içtiği sigaraları hatırlayabilir; o da daha uzun süre beklemek zorunda kaldığı için.

Ya çiftleşme sonrasında yakılan zevk sigarasına ne demeli? Bu kez mesaj daha da derinlere ulaştırılmış oluyor: “Sigaraya hayatınızın her alanında mahkûmsunuz!” “Sigarasız hiçbir zevk tamamlanmış değildir.”

C-BAĞIMLILIĞIN SONLANDIRILMASI:

Sigaradan kurtulmak gerçekten de zor değil. Ancak bunun için önce kendimizin gerçek bir bağımlı olup olmadığımızı anlamamız gerekir. Aşağıdaki küçük test bu konuda bize yardımcı olabilir:

SİGARA BAĞIMLILIK TESTİ: (Fagerstrom Tolerans Anketi)

1-Sigarayı içinize çekerek mi içiyorsunuz?

2-İlk sigaranızı sabah uyandıktan sonra, kahvaltıdan önce mi içiyorsunuz?

3-Sigara içilmesi yasak olan yerlerde zorlanıyor musunuz?

4-Bir günde 16 sigaradan fazla mı içiyorsunuz?

5- Günün büyük bölümünde, yatakta kalmanız gerekecek kadar hasta olduğunuzda bile sigara içer misiniz?

6-Nikotini yüksek sigaraları mı tercih ediyorsunuz?

Bu soruların çoğunu EVET diye yanıtlayanlar “ağır içici”, “tam bir sigara bağımlısı” olarak tanımlanabilirler.

Bu konu ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

SİGARADAN KURTULMAK GERÇEKTEN DE ZORUNLU MU?

Ülkemizde ve dünyada genel kanı, sigaranın bırakılmasının gerekli hatta zorunlu olduğudur. Acaba gerçekten de böyle midir? Neden sigarayı bırakmak zorundayız?

Bu soruya doyurucu bir yanıt verebilmek, sigaradan kurtulmak isteyen tiryakiler için çok önemlidir. Bu bölümün adı, “sigaranın zararları” da olabilirdi. İkisi de hemen hemen aynı kapıya çıkıyor. Ancak bu başlık çok basmakalıp ve tiryakiler artık hep aynı şeyleri duymak istemiyorlar. Aslında onlar da sigaranın bir sürü zararı olduğunu biliyor, hatta bizzat kendi deneyimlerinden, rahatsızlıklarından öğreniyor. Yine de bu zararları derli toplu görmek, nedenlerini, nasıllarını tam olarak öğrenmek kuşkusuz onlar için daha motive edici olacaktır.

A-DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİGARA:

Yaklaşık 6 milyar nüfusu olan dünyada 1,2 milyar civarında insanın sigara içtiği sanılmaktadır. Sigara içenlerin çoğunun erkek olduğunu ve bunların daha çok az gelişmiş ülkelerde yaşadığını biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde sigara içme oranları düşerken, dünya ölçeğinde kadınların sigara kullanma oranlarında ise bir artış görülmektedir.

BÖLGELERİNE GÖRE SİGARA İÇME ORANLARI:

BÖLGE ORAN (%)

Kuzey Amerika 4,7

Güney Amerika 8,9

Batı Avrupa 9,3

Orta ve Doğu Avrupa 10,8

Afrika ve Orta Doğu 11,8

Asya 54,5

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de kadınların %25’i, erkeklerin ise %51’, sigara içmektedir. Bu oran, üniversitede kadınlar için %18, erkekler içinse %39’dur.

B-SİGARANIN İÇİNDEKİ ZARARLI MADDELER:

KADMİYUM: Pil yapımında kullanılır.

KARBONMONOKSİT: Arabaların egzoz gazında bulunur.

NAFTALİN: Güve ilacının hammaddesidir.

TAR: Asfalt içinde bulunur.

NİKOTİN: Böcek ilaçlarında kullanılır.

ARSENİK: Güçlü bir zehirdir.

METANOL: Roket gazında kullanılan kanserojen bir maddedir.

BÜTAN GAZI: Yanıcı ve zehirli bir gazdır.

DDT: Böcek ilacının hammaddesidir.

KATRAN: Asfalt yapımında kullanılan yapışkan bir maddedir.

POLONİUM: Radyoaktif ve kanserojen bir maddedir.

RADON: Radyoaktif bir maddedir.

HİDROJEN SİYANÜR: Gaz odalarında da kullanılmış öldürücü bir gazdır.

SİYANİDRİK ASİT: Çok zehirli bir maddedir.

KÜKÜRT: Zehirli ve kanserojen bir maddedir.

ASETON: Oje çıkarmada kullanılan kimyasal bir çözücüdür.

AMONYAK: Kimyasal temizlik işlerinde kullanılan bir maddedir.

Sigaranın içinde, bu maddelerden elbette daha fazlası var. Ancak yer darlığından dolayı bunların hepsini buraya yazamıyoruz.

Sigaranın iki dumanı vardır: Bunlardan bir tanesi ana dumandır ve sigara içen kişiler bunları ciğerlerine, dolayısıyla kanlarına ve beyinlerine göndermiş olurlar. Sigaranın diğer dumanı yandan çıkar ve bu, diğerine göre daha zehirli gaz bileşimine sahiptir. Yan duman yalnızca tiryakiye değil, onunla aynı mekânı paylaşan kişileri (pasif içicileri) de zehirler.

C-SİGARANIN ZARARLARI:

Artık hemen herkesin, sigara içenlerin ve içmeyenlerin çok iyi bildiği bir şeydir sigaranın zararlı olduğu. Ne yazık ki yine de her yıl, Türkiye’de on binlerce, dünyada milyonlarca insan sigaranın verdiği zararlar nedeniyle ölmektedir.

1-SİGARANIN BEDENİMİZE ETKİSİ:

Sigara içen kişinin kan basıncı ve nabız sayısı artar. Bu yüzden sigara, hipertansiyonu tetikleyen risklerden birisidir. Buna ek olarak kalp ve damar hastalıklarında da en önemli risk faktörlerindendir.

Damarların tıkanması ile ortaya çıkan Burger hastalığı, sigara tiryakilerinin en korkulu rüyalarından biridir ve genellikle kol ya da bacak kayıplarına yol açar. Çünkü sigara zamanla damar yapısını bozar; büzüşmeye neden olur. Sonuçta el ve ayaklara yeteri kadar kan ve oksijen gitmez. Kangren başladığında diğer organlara yayılmaması için yapılacak tek şey, o organın kesilmesidir.

Damarlardaki büzüşme yalnızca kol ve bacaklarla sınırlı kalmaz. Özellikle sosyal ilişkilerde çok önem verdiğimiz cildimizde de kırışmalara ve renk değişikliklerine neden olur.

Alt ve üst solunum yolları enfeksiyonları, tiryakilerde sık görülen diğer hastalıklardandır. Yalnızca sigaranın bırakılması bile zatürrenin yayılma riskini azaltmaktadır.

Tiryakilerin bir kısmı, yıllarca sigara içmelerine karşın öksürmediklerini, dolayısıyla sigaranın kendilerine zarar vermediklerini söyler. Oysa öksürük bir hastalık değil, akciğerlerin zehirleri atma çabasıdır. Sigara içen biri eğer öksür-e-müyorsa, akciğerlerinin kendini temizleme çabasının artık olmadığı, zehirlenmenin iyice arttığı anlamına gelir. Yani asıl tehlike öksürmek değil, öksürememektir. Öksüremeyen akciğer katran birikimine maruz kaldığından dolayı kanserin başlaması için çok uygun bir ortam oluşturur.

Bütün olumsuz belirtilerine karşın hâlâ inatla sigara içmek, arabamızı paslanmaya terk etmek gibidir. Paslanma, başlangıçta pek belirgin değildir ama içten içe sürer. Ancak bir süre sonra arabamız artık çalışamayacak ve trafiğe çıkamayacak bir duruma gelir. Sanayideki ustamız o zaman bize aynen şunu sorar: “Bugüne kadar neden beklediniz?” Belki yeni bir araba alabiliriz ama yeni bir beden? Şu anda bu pek mümkün görünmüyor.

Şimdi lütfen birlikte düşünelim. Diyelim ki birazdan bir sigara içeceğiz ve kansere yakalanacağız. Hastane hastane dolaşıp derdimize deva arayacağız. Bıktırıcı testlere girip çıkarken bizi sevenlere sonsuz acılar çektireceğiz. Doktorlar, hemşireler ve yakınlarımız ne kadar olumlu şeyler söyleseler de hep aklımıza kötü olasılıklar gelecek. Hatta belki fazla zamanımızın kalmadığını düşünüp ölümümüzü plânlamaya başlayacağız. Acaba bizden sonra kalanlara neler olacak?

Tiryakilerin büyük çoğunluğu bunları yaşamaya başladığında sigarayı hemen bıçak gibi keser.

Günlük mücadele içinde insanlarımız acaba başlarına neler gelebileceğini hayal edemiyorlar mı? Ancak ne yazık ki pek çoğumuz, başımıza kötü bir şey gelemeyeceğine dair iyimser bir yapıya sahibizdir. Kanser olanları ebette duymuşuzdur. Fakat bu onların şanssızlığıdır! Her sigara içen kanser olmaz ya! Bu tür hastalıklara yakalanmak biraz da mayına basmak gibi düşünülür. Basmadıkça sorun yok! Tamamen şans meselesi yani.

Aslında gerçek hiç de öyle değildir. Sigaranın bedenimizde ve ruhumuzda yaptığı yıkımı tiryaki göremeyebilir ya da görmek istemeyebilir ancak paslanma içten içe sürmektedir. Kanser ya da herhangi bir hastalık yalnızca sürecin sonuçlanmasıdır.

KANSER:

Sigara dumanındaki zararlı maddeler, ağız yoluyla ciğerlere çekilirken, yanak, dudak, yutak ve gırtlak bölgelerine yapışarak, oralardaki dokuları zamanla tahrip eder ve kansere neden olabilirler. Kanser kuşkusuz bu bölgelerle sınırlı kalmaz. Bunun dışında yemek borusunda, midede, pankreasta, mesanede, vb. de görülebilir.

Akciğer kanseri ise ölüme en çok sebep olan kanser türlerinden biridir ve nedeni %90 oranında sigaradır.

2-SİGARANIN ENERJİMİZE ETKİSİ:

Sigara dumanı içindeki zararlı maddeler tarafından tıkanan damarlar, kaslara ve beyne gitmesi gereken oksijen miktarını da düşürür. Bundan olayı kaslar daha az enerji üretir; bedende ve beyinde uyuşmaya neden olur. Tiryakileri çoğu bu uyuşmayı rahatlama duygusu ile karıştırır. Belki de bu yüzden, tiryakilerin çoğu güç gerektiren sporlardan uzak durur. Oysa egzersiz, tiryakilerin en vefakâr dostudur ve sigaranın bıraktığı yıkımı bir nebze de olsa azaltabilir.

Bu olumsuz değişim zamanla enerjisi azalan tiryakinin bedeninin direncini düşürür ve hastalıklara davetiye çıkarır.

Tiryakinin durumu, haşlanmak amacıyla ılık suya atılan kurbağanınkine benzemektedir. Başlarda kurbağa ılık sudan rahatsızlık duymaz. Bu yüzden kazandan hemen atlayıp kaçmak istemez. Nasılsa istediği zaman bir sıçrayışta dışarı kaçabilecektir. Ancak kazandaki su yavaş yavaş ısınmaktadır. Bu da kurbağayı rahatsız etmez. Çünkü bedeni ısınan suya uyum sağlamıştır ve hâlâ canı yanmamaktadır. Oysa bir süre sonra iyice ısınan su canını yakmaya başlamıştır fakat bu kez de kasları iyice gevşediğinden dolayı kazanın dışına sıçrayacak gücü kalmaz.

Tiryakiler de eğer sigaranın zararlarını daha hızlı öğrenebilseler, belki kaynatılmış suya atılan kurbağalar gibi bir hamlede hemen bu tuzaktan kurtulabilirler. Kurbağalar ılık suyun kendileri için daha tehlikeli olduğunu anlayacak akıl ve zekâdan yoksun olabilirler. Ancak insanlar, bu açıdan bakıldığında kurbağalardan daha üstündürler.

3-SİGARANIN ZİHNİMİZE ETKİSİ:

Sigara içenlerin en çok ileri sürdükleri iddia, sigaranın konsantrasyon sağlama özelliğine sahip olmasıdır. Bunu da daha çok sigarasız kaldıklarında yaşadıkları dikkat bozukluğundan anlarlar.

Aslında bu iddia da çok sağlam dayanaklara yaslanmış gibi görünmüyor. Çünkü birincisi nikotin, içerdiği bağımlılık yapma özelliğinden dolayı tiryakide yoksunluk krizlerine neden olur. Bu kriz belirtilerden bir tanesi de dikkatini bir noktada toplayabilme zorluğudur. Yani bu da göstermektedir ki, sigara konsantrasyona değil, konsantrasyon bozukluğuna neden olur.

Zaten sigaranın damarlarımızın yapısını bozduğunu, tıkanmasına neden olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla en çok kan kullanan düşünme organı olan beynimize daha az kan ve oksijen gittiğinde elbette beynimizin çalışması bozulacak ve yeterli konsantrasyonun sağlanmasında da zorluklar çıkacaktır.

Sigaranın çok zararlı olduğunu bilmeyen yok. Gerek devlet, gerekse aile, işyeri ya da toplum baskısından bunalan tiryaki, kafasında sürekli soru işaretleri taşır. Sigarayı bırakmak ister, fakat bir takım bahaneler ileri sürerek bu mücadeleden kaçar. Sararan dişlerinden, solan yüzünden, kırışan cildinden, sokağa attığı paradan, çevresine yaydığı kötü kokulardan, vb. sürekli rahatsız olur. Sık sık kendine güven kaybı ve suçluluk yaşar. Bazen bir yakınının kansere yakalandığını, bir başkasının öldüğünü, bir diğerinin hastaneye yatırıldığını duyar ya da medyadan buna benzer haberleri öğrenir.

İşte bu açmaz ve kafa karışıklığı, tiryakinin beynini sürekli meşgul eder; onun gevşemesine, zihnini verimli olarak kullanmasına, yaşamdan zevk almasına engel olur.

4-SİGARANIN EKONOMİMİZE ETKİSİ:

Ortalama bir sigara paketinin fiyatı 4 YTL’dir. Tiryaki 1 günde 1 paket bile içse, ortalama olarak ayda 120, yılda 1.500, 10 yılda 15.000, 40 yılda (tabii o kadar yaşayabilirse) 60.000 YTL sokağa atacak demektir. Aslında bu para sokağa atılsa yine iyi. Bu kadar sigara içen tiryaki kuşkusuz ciddi hastalıklar yaşayabileceğinden dolayı sağlık ve işgücü kayıplarını da bu rakama eklersek, sigara bağımlılığının ekonomik boyutu tüm çıplaklığıyla görünür.

Üstelik önlerinde böyle kararlı bir rol modeli varsa, eş ve çocuklarının da bağımlı olabilme ihtimalini ve onların açacağı masrafları da eklersek, ortaya inanılmaz maddi ve manevi değer kayıpları çıkar.

Bir tiryaki, sigarayı bırakmakla en az bir daire parası kazanmış gibi sevinmelidir. Çünkü insanlar sigaraya birden bu kadar para ödemiyorlar. Yavaş yavaş harcanan paralar kişinin gözünde küçükmüş gibi görünebilir. Oysa, “damlaya damlaya göl olur.”

5-SİGARANIN GÜVENLİĞİMİZE ETKİSİ:

Pek konuşulmaz ama, ev, işyeri, araç, orman, vb. yangınlarının en önemli nedenlerinden biri sigaradır. İşten yorgun argın eve gelen tiryaki bazen televizyon izlerken elinde sigara ile uykuya dalıverir. Elden düşen sigaranın yangın çıkarması için büyük tesadüflere gerek yoktur. Bazen alkol eşliğinde içilen sigara da tehlikeli yangınlara neden olabilmektedir. Alkol alıp sızan birinin başlayan yangına müdahale etmesi kolay değildir.

Sigara otomobil içindeyken de tehlikelidir. Sürüş sırasında otomobilde sigaranın paketinden çıkarılması, yakılması ya da külünün dökülmesi gibi görevler hemen her zaman sürücünün dikkatini dağıtır. Sürücünün bir eli vitesteyken diğer eli direksiyonda olmalıdır. Bu sırada yakılmış bir sigarayı dudaklarda tutmak, küllüğe götürmek için de en az bir ele daha ihtiyaç duyulur. Bütün bunlardan daha vahimi, sürüş sırasında öksürük nöbeti, herhangi bir sarsıntı ya da dikkatsizlikten dolayı sigaranın dudakları yakması, düşerek sürücüye, yanındakine, araç döşemesine zarar vermesidir. Bir yerlere düşen bir sigarayı bulmaya çalışmak da gerilimi arttıran durumlardandır. Otomobil içinde böyle bir kargaşa yaşanması kuşkusuz sürüş güvenliği için çok büyük riskler doğurur.

6-SİGARANIN ÇEVREDEKİ İNSANLARA ETKİSİ (Pasif İçicilik, İstemsiz Sigara İçiciliği):

Sigara içilen bir alanda, içilmeyene göre 25 kat kadar fazla partikül (parçacık) bulunur. Eşi sigara içen kadınların kan değerlerinin, eşi sigara içmeyen kadınlarınkine göre 6 kat daha fazla bozulduğu saptanmıştır. Yani sigara içmemek de bizi onun zararlarından korumaya yetmiyor.

Bir taşra kentinde yaşayan kadın, kocası tarafından doktora götürülür. Doktor kontrol ve incelemelerden sonra, ciğerleri katran dolmuş, kan değerleri bozulmuş, tansiyonu yükselmiş kadına sigarayı derhal bırakması gerektiğini söyler. Ancak kadının kocası doktora itiraz eder ve hanımının değil, kendisinin sigara kullandığını söyler. Ne kadar da trajikomik bir olay değil mi?

Tiryakilerin bir kısmı ne yazık ki bencil davranarak, çevrelerindeki insanlara hatta yakınlarına bilerek zarar verir. Diğerleri de kendilerini sınırlandırmamak için konu üzerinde bilgi almak, tartışmak bile istemezler. İnsanlar bir şeyi bilmedikleri zaman sorumlu tutulamazlar, değil mi? Bu tuhaf mantık, madde bağımlılarında çok görülür.

Pasif içici çocuklarda diş çürükleri, astım, orta kulak iltihabı, bronşit, zatürre, alerjik hastalıklar, kan değerlerinde bozulma, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, grup çalışmalarında başarısızlık, okul başarısızlığı gibi sorunlar daha fazla görülür.

7-SİGARANIN KADINLARA ETKİSİ:

Erkeklerin sigara içme oranları düşerken, kadınlarınki ise sürekli artmaktadır. Ne gariptir ki, bu artış, eğitimli kadınlarda daha da fazladır. Bunda sigara şirketlerinin, kadınların kilo alma korkusunu gündemde tutması etkili olmuş olabilir. Evet, gerçekten de sigarayı bırakan tiryaki, eğer egzersize başlamaz ve yediklerine dikkat etmezse birkaç kilo alabilir. Ancak birkaç hafta sonra bunları geri vermek hiç de zor değildir. Üstelik pek çok uzman, sigarayı kilodan çok daha tehlikeli bulmaktadır.

Hamilelikte içilen sigara ise düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, ani bebek ölümü, deri, idrar ve solunum yolu hastalıkları risklerini arttırır.

8-SİGARANIN CİNSELLİĞE ETKİSİ:

Sigara, cinsel hormonların yapımını bozmak suretiyle cinsel arzuyu azaltır. Yapısı bozulan, daralan, büzülen damarlardaki kan akışı azaldığından dolayı iktidarsızlığa da yol açar.

Cinsel ilişki sırasında kalp hızı, tansiyon artar. Buna karşın bazı çiftler ilişki sonrasında “zevk sigarası” yakmayı bir alışkanlık haline getirmişlerdir. Ancak içilen sigara yine nabzı ve tansiyonu arttırdığından dolayı beklenen “gerçek” gevşeme bir türlü sağlanamaz. Daralan ve büzüşen damarlar bu gerilimi daha da arttırır.

Sigara, sperm sayısını ve kalitesini düşürüp üreme görevlerini de olumsuz etkiler.

D-TİRYAKİLERİN SAVUNMALARI:

Sigaranın çok zararlı olduğu ve en kısa sürede kurtulunması gereken bir madde olduğu fikri tiryakilerin de kafalarını sürekli meşgul eder. Aslında onlar da içten içe bunun doğru olduğunu bilirler ama “bu gerçek” işlerine gelmez. Onlar sigaradan kurtulamayacaklarına öylesine inanmışlardır ki, gerçeği ters yüz etmek için olağanüstü komik gerekçeler bulmaya çalışırlar.

Yaptığımız araştırmalarda sigara karşıtlarının kendilerine sorulan sorulara aşağıdaki yanıtları verdiklerini gördük:

“Sigara çok pahalı. Üstelik sana çok zarar veren bir şey için bu kadar para ayırman bana hiç mantıklı gelmiyor.”

“Hayatta bir tek bu zevkim var. Bana zevk veren bir şeye para ayırmak hiç mantıksızlık değildir.”

“Sigara içmek çok kötü bir alışkanlık!”

“Sigara içmeyen birine öyle geliyor olabilir. Ama bana göre çok zevkli ve güzel bir alışkanlık!”

“Lütfen içme artık şu zıkkımı. İçtikçe hastalıklara ve ölüme yaklaşıyorsun.”

“O kadar zamandır içiyorum. Şimdiye kadar bana hiçbir şey olmadı. Eğer zararlıysa bunlar yaşlanınca ortaya çıkar. Ben de o zaman bırakırım.”

“Böyle içmeye devam edersen sigara bir gün seni öldürecek!”

“Sonuçta hepimiz ölmeyecek miyiz? Birkaç yıl fazla ama ot gibi yaşamaktansa, birkaç yıl az ama adam gibi yaşamak daha iyi.”

“Çok fazla içiyorsun?”

“Ne olmuş yani? Bir sürü insan fazla yiyor, fazla alkol alıyor. Ben onlara bir şey diyor muyum? Mesela sen de fazla konuşuyorsun!”

Sevgili tiryakiler; bu sorulara çok ilginç yanıtlar bulmuşsunuz. Peki bizim hazırladığımız şu sorulara acaba nasıl yanıtlar vereceksiniz; çok merak ediyoruz?

“Gecenin bir yarısı sigaranız bitti, diye hiç açık bir market bulmak umuduyla sokaklarda dolaşıp kendinize kızdınız mı?”

“Sigarasız kaldığınız bir günde, küllükteki söndürülmüş izmaritleri yeniden yakıp içmeye çalıştınız mı? Tadını nasıl bulmuştunuz?”

“Hiç sigara içebilmek için para ya da sigara aşırdınız mı? Yalan söylediniz mi? İnsanları aldattınız mı?”

“Sigarasızlığa daha fazla dayanamadığınız için, hiç tanımadığınız birinden sigara istediniz mi?”

“Hiç araba kullanırken sigarayı parmaklarınızdan ya da dudaklarınızdan düşürüp bir yerlerinizi, bir şeyleri yaktınız mı? Onu bulduktan sonra bile yeniden ağzınıza götürmek nasıl bir duyguydu? O sırada arabada bulunan sevdiklerinizi riske atmak size ne hissettirmişti?”

“İki kat merdiven çıktıktan sonra kalbinizin deli gibi attığını hissedince neler düşündünüz? Hiç kalp krizi geçirebileceğinizi, sevdiklerinizi sizden sonra kendi kaderlerine bırakıp ölebileceğinizi düşündünüz mü?”

“Sigarayı bıraktıktan sonra, ‘yaşadığım bu sıkıntılar ne güzeldi, bunları özlerim’ diye düşünür müsünüz?”

“Nikotinmanların da, eroinman ve kokainmanlardan daha iyi bir durumda olmadıklarını biliyor musunuz?”

“Sigara yasakları tüm dünyada ve ülkemizde hızla yayılıyor. Önümüzdeki yıllarda durumunuzun daha da kötüye gideceğini, sigaranın daha da pahalı olacağını, daha zor bulunacağını, eskiden rahatlıkla sigara içebildiğiniz yerlerde artık bunun mümkün olmayacağını, yetkililerle ya da duyarlı insanlarla adeta bir köşe kapmaca oynamak durumunda kalabileceğinizi hiç düşündünüz mü?”

“Sigara içtiği halde 80-90 yıl yaşamış insanların örnek gösterildiğini biliyoruz. Peki bu kişiler eğer bağımlı olmasaydılar 100 yıldan fazla, üstelik daha sağlıklı, paralı ve mutlu yaşayabilecekleri hiç aklınıza geldi mi?”

E-SİGARAYA HAYIR DEMEK İÇİN BAZI NEDENLER:

SİGARA, gelişmiş ülkelerde daha az içiliyor.

Nefesin, saçların ve elbiselerin kötü kokmasına neden oluyor.

Parmakları ve dişleri sarartıyor.

Çevremizdeki insanların, yakınlarımızın sağlığını bozuyor, çocuklarımızı özendiriyor.

Spor yapmayı güçleştiriyor. Kalbi ve akciğerlerimizi zorluyor.

Hastalıklardan ve ameliyatlardan sonra iyileşme sürelerini uzatıyor. Masrafları arttırıyor.

Kanser yapıyor.

* * * * * *

Sigara gerçekten doğal bir ürün olsaydı, bedenimiz onunla baş edecek düzenekleri, sistemleri geliştirmiş olurdu. Örneğin doğal olan şekeri bedenimiz kendisine fazla geldiğinde atacak önlemleri geliştirmiştir. Fakat aynı şey nikotin ya da tütün için geçerli değildir. Bu yüzden bedenimiz kendini bu zehirlere karşı koruyamıyor. Bütün bunlardan dolayı bilim insanlarının tiryakilere önerdiği tek çare sigaradan kurtulmaktır.

Tiryaki için sigara çok farklı anlamlar taşıyabilir. Oysa beden için sigara, daha az hayat, daha çok ölüm, demektir. Seçim sizin.

SİGARADAN KURTULMANIN YOLLARI

A-SİGARADAN KURTULMA YÖNTEMLERİ:

Sigaradan kurtulmak için öncelikle tiryakinin çok sağlam gerekçelere ihtiyacı vardır. Arkadaşları bırakıyor, tatil için para kalmıyor diye sigara bırakılmaz. Çünkü kişi bu durumda sanki özveride bulunuyormuş hissini yaşar. Ama bir süre sonra yoksunluk belirtileri başladığında, “arkadaş hatırı için bile olsa bu sıkıntı çekilmez, bu sene de tatile çıkmam, olur biter”, diye düşünüp yeniden sigaraya başlayabilir. Bu yüzden, hastalıklardan, kanserden, ölümden korkmayarak inatla sigara içen birinin daha önemsiz gerekçelerle yola çıkması çok da mantıklı değildir.

Sağlık, saygı, özgüven, para vb. daha sağlam gerekçelerle yola çıkan bir tiryakinin sigaradan kurtulabilmesi için birkaç yolu vardır. Bunlardan en çok kullanılanları aşağıdadır:

1-İrade ile sigaradan kurtulmak

2-Hipnoz ile …

3-Akupunktur ile …

4-Dışarıdan nikotin alımı ile …

5-Nikotinsiz-ilaçlar ile …

6-Bilinçli destek yaklaşımı ile … sigaradan kurtulmak

İrade ile sigara bırakmak, şimdiye kadar en çok bilinen ve kullanılan bir yöntemdir; %81,5. Bundan sonra hipnoz, nikotin sakızı gibi diğer yöntemler geliyor. Şimdi bunlara birer birer bakalım:

1-İRADE İLE SİGARADAN KURTULMAK:

Bugüne kadar kullanılmış en yaygın yöntemdir. Ancak çok zordur. Çünkü tiryaki sigarayı bırakma kararı almak için çok fazla bilgiye ulaşmış değildir. Kulaktan dolma bilgilerle sigaradan kurtulmaya çalışır.

Ona göre sigara kötü bir alışkanlıktır; kuşkusuz zararlıdır ve bırakılması gerekir. Ancak tiryakiyi zor anlarda desteklemiş ve rahatlatmıştır da. Bu kişilerin kafası sanki iki parçaya bölünmüş gibidir. İçinden geçen bir ses “hemen bırak” derken, diğer ses “sakın bırakma, sonra kendini çok yalnız, güçsüz ve mutsuz hissedersin” demektedir. Bu yüzden irade ile sigarayı bırakmaya çalışan biri sürekli büyük bir özveride bulunduğunu düşünür. Aklı hep diğer sestedir. İşte bu karşıtlık onu çok yorar, üzer ve yiyip bitirir.

Bu kişiler bıraktıkları sigaraya aylar, yıllar sonra bile hâlâ özlem duyarlar. Zayıf düştükleri bir anda yeniden başladıklarına çok tanık olunmuştur. Sigarayı irade yöntemiyle hiç bırakamayanlar ya da bıraktıktan sonra yeniden başlayanlar kendilerini bundan sonra iradesizlikle, zayıf karakterli olmakla da suçlayabilirler ki bu, daha sonra yeniden bırakma çabalarını da sabote eden bir durumdur.

İrade yöntemiyle başarısız denemeler yapan tiryaki, kendini, içinden bir türlü çıkamadığı bir kuyuya düşmüş gibi hisseder.

Kötü alışkanlıkları irade gücüyle yenebiliriz; ama madde bağımlılığını yenmek için daha fazla bilgiye ulaşmak işimizi oldukça kolaylaştıracak ve başarı şansımızı da arttıracaktır.

AZALTARAK BIRAKMAK?

Yanılgıların en büyüklerinden biridir. Çünkü madde bağımlılığı, alınan maddelerin sürekli arttırılması eğilimindedir. Tiryaki, ne kadar nikotin alırsa alsın, bedeni bir süre sonra buna bağışıklık kazanır ve istenen etkiyi oluşturabilmesi için daha fazla nikotine ihtiyaç duyar. Bu durum, alkol, vb. diğer uyuşturucular için de böyledir.

Azaltarak bırakma çabasına diğer bir direnç, beynimizden gelir. Kişi diyelim ki saatte bir tane sigara içiyor. Şimdi iki ya da üç saatte bire düşürürse, sigaraya (nikotine) duyduğu özlem bir o kadar da şiddetlenecektir. Bunun için çok daha büyük bir irade gücüne ihtiyaç duyulur.

Doktorların bu kadar çok sigara içmesinin bir sebebi de, bedenin istediği saatte nikotine ulaşamamış olmasıdır. Çünkü onlar, muayenehanelerde, ameliyathanelerde, vb. uzun saatler boyunca sigara içemezler. Fırsat bulup içtiklerinde sigara onlara çok daha güzel ve doyurucu gelir.

Azaltarak bırakma konusunda şöyle de söylenebilir: Bir kişi eğer sigara sayısını azaltabilecek bir iradeye sahipse, ondan çok daha rahat bir şekilde kurtulabilecek bir iradeye de sahip demektir.

Azaltarak bırakmanın bir diğer zararı, başarısız olunduğunda, ki genellikle öyle olur, daha sonraki bırakma eğilimlerini de zorlaştırmasıdır.

Boş zamanı bol olan, işi olmayan ya da az olan kişiler, ne sigarayı kolaylıkla ne azaltabilir ne de bırakabilirler.

2-HİPNOZ İLE SİGARADAN KURTULMAK:

İnsanların henüz pek bilmedikleri ancak çok etkili olan bir yöntemdir. Daha doğrusu diğer yöntemler içinde en etkilisidir. Çünkü sigara içmemizin temel nedeni bilinçaltımızdaki kayıtlarda gizlidir. Ayrıca bilinçaltı, bizim otomatik davranışlarımızdan da sorumludur. Tiryakilerin çoğu hiç farkında olmadan sigara yakıp dururlar. Çevrelerindeki herhangi bir tetikleyici (çağrıştırıcı) buna neden olabilir. Bunları bilince çıkarmayan diğer tüm yöntemler bir yönüyle eksik kalmaktadır.

Hipnoz, bilinçaltına ulaşmayı sağlayan en etkili yöntemdir. O, bizi sigaraya iten davranış kalıplarını ve ona karşı duyduğumuz duygusal bağlantıyı ortadan kaldırır.

Hipnoz ya da bir başka yöntemle sigarayı bırakan bir kişi, ara sıra, bir iki dakika içinde kendi kendini hipnoz ederek geri dönüşlerin önüne daha kolay geçebilir. Bunu bilmeyenler benzer sonuçları olumlu şeyler düşünerek de elde edebilirler. Kuşkusuz uzmanından yardım almak daha etkili olacaktır.

Ancak hipnozun tüm gücüne ve başarısına karşın yine de mucize yaratan bir teknik değildir. Örneğin tiryaki gerçekten sigarayı bırakmak istemiyorsa hipnoz da, diğer yöntemler gibi başarılı olamaz.

3-AKUPUNKTUR İLE SİGARADAN KURTULMAK:

Normal insanların beyninde mutluluk veren serotonin ve sakinleştiren endorfin düzenli olarak salgılanır ve böylelikle kişinin ruhsal durumu güçlendirilir. Oysa içilen sigara ile tiryakilerin beyninde bu düzen bozulur. Onlara mutluluk veren ve sakinleştiren kimyasal etkiler yalnızca dışarıdan sigara ile gelmektedir. Sigarayı bırakanlar artık buradan da bu kimyasalları alamayınca kendilerini mutsuz ve gergin hissederler. Gerçi bu tür yoksunluk belirtileri 3-4 gün içinde geçecektir. Ancak isteyenler, akupunktur yöntemi ile bunları elde edebilirler.

Akupunktur, normalde beynin üretmesi gereken kimyasalların, uzmanlar tarafından, bedenin dışında belirlenmiş bazı noktaların iğne, lazer, tohum, vb. yollarla uyarılarak elde edilmesi yöntemine dayanır. Burada amaç, tiryakilerin sigarayı bıraktıktan sonraki birkaç gün, beynin normal çalışmasına geçinceye kadar yaşayacakları yoksunluk belirtilerini hafifletmektir.

4-DIŞARIDAN NİKOTİN ALIMI İLE SİGARADAN KURTULMAK:

Sigarayı bırakan kişilerin iki temel sorunu vardır. Birincisi zihinlerinde sigarayla olan duygusal-düşünsel bağımlılıkları, diğeri de nikotin eksikliğinden dolayı yaşamak durumunda kaldıkları yoksunluk belirtileridir.

Tiryakinin zihinsel bağımlılığı hipnoz ya da bilişsel-davranışçı yaklaşımlarla zaman içinde çözülebilir. Ancak nikotin eksikliği, en azından birkaç gün rahatsızlık verir. İşte dışarıdan nikotin alımının bu yararı vardır. Kişi eğer iki temel sorunu ile birden baş etmeye çalışmak istemiyorsa, sorununu ikiye bölerek parça parça aşmayı düşünebilir. Böylece kişi, dışarıdan nikotin alarak en azından yoksunluk belirtilerini hafifleterek aşarken, zihninde kalan sigara bağımlılığıyla da zaman içinde baş edebilir. Ancak en kolay ve pratik yol, bu sırada hipnozdan ve / veya bilişsel-davranışçı yaklaşımlar gösteren uzmanlardan da yardım almaktır. Yoksa tek başına dışarıdan nikotin alımı pek çok kişi yeterli olmayabilir.

Bedene verilen nikotin, sigarayla alınan nikotinden daha düşük miktarlardadır. Yaklaşık olarak 2-6 haftalık aralıklarla bu doz da düşürülerek sıfırlanır. Dışarıdan nikotin alımının toplam süresi 3-12 ay arasında değişebilir. Ancak burada en önemli kural, bu sırada kesinlikle sigara içilmemesidir. Çünkü fazla alınan nikotin, nabız sayısını arttırır, beyni olumsuz etkiler.

Bunun dışında dışarıdan nikotin alımı, gebelikte, emzirme dönemlerinde, 18 yaş altında, 1-2 ay önce kalp krizi geçirmiş olanlarda, kalp, damar ve beyin hastalıklarında kullanılması önerilmez.

Dışarıdan nikotin 4 biçimde alınabilir:

1-Nikotin sakızı

2-Nikotin bandı

3-Nikotin ağız spreyi

4-Nikotin burun spreyi

Bağımlı, doktor kontrolünde bunlardan birini seçip rahatlıkla kullanabilir. Ancak herhangi bir nedenle tedavi başarısızlığa uğradığında ya da nikotin yoksunluk belirtilerinin yeterince kontrol edilemediği durumlarda kombine bir çözüm de önerilebilir. Bunların içinden genellikle bant ile sakız birlikte uygulanabilir.

a)NİKOTİN SAKIZI:

Kişi, sakızı çiğnedikçe içindeki nikotini de emmiş olur. Ancak sakız yavaş çiğnenmelidir. Hızlı çiğneme aşırı tükürük salgısına ve mide-bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir.

Sakız 5-10 kez çiğnendikten sonra birkaç dakika yanak içinde bekletilmelidir. İki sakız arasında en az yarım saat süre geçmelidir. Yaklaşık olarak 8-12 hafta kullanılması yeterlidir. Ancak gerektiğinde bu süre doktor kontrolünde arttırılabilir. Genelde tadı beğenilmese de, bazıları bunları bir yıl boyunca çiğnemeye devam ederler.

Nikotin sakızının, bulantı, kusma, hazımsızlık ve hıçkırık gibi yan etkileri vardır; ancak bunlar hafif ve geçicidir.

b)NİKOTİN BANDI:

Genellikle sigaranın bırakıldığı gün başlanır ve yaklaşık olarak 8 hafta kullanılır. Daha çok sabahları, üst kola ya da gövdenin tüysüz bir tarafına uygulanır ve bu yer her gün değiştirilir. Kandaki nikotin düzeyi 2-4 saatte tepe değerine çıkar ve gün boyu sabit kalır. Bant takılı olduğu müddetçe kesinlikle sigara içilmemelidir.

Yan etkileri (bulantı, kabızlık, deride alerjik reaksiyon, baş ve kas ağrısı, uykusuzluk, sersemlik, kaygı artışı, vb.) ise genelde geçicidir ve çok nadir durumlarda tedaviye ara verilir. Ayrıca sedef ve egzama gibi inatçı deri hastalıklarında kullanılmamalıdır.

c)NİKOTİN AĞIZ SPREYİ:

Bir günde 4-16 civarında püskürtme önerilir. Püskürtülen nikotinin büyük bir kısmı ağız boşluğunda emilir. Yaklaşık 20 dakika sonra kanda en yüksek değerine ulaşır. 3-6 ay süresince kullanılır. Özellikle elinde bir şeyler bulundurma ihtiyacı hisseden kişiler için ağızlık biçimindeki bu spreyler ayrıca psikolojik destek de sağlamış olur.

Hafif seyreden geçici ağız ve boğaz tahrişi ve öksürükten başka yan etkisi belirtilmemiştir.

d)NİKOTİN BURUN SPREYİ:

Saatte 1-2 doz, maksimum 5 doz önerilir. Günde 10-40 arasında, her burun deliğine ayrı ayrı püskürtülebilir. Diğerlerine göre en hızlı nikotin alımı, nikotin burun spreyi ile gerçekleşir.

Yan etkisi olarak, gözde yaşarma, öksürük, aksırık, burunda akıntı, tıkanma ve iç kısımlarında kızarıklıktan söz edilebilir.

5-NİKOTİNSİZ-İLAÇLAR İLE SİGARADAN KURTULMAK:

Bağımlılığı daha yüksek olan ağır içicilerin (günde 15 adetten daha fazla içenler ve ilk sigarasını günün ilk 30 dakikasında yakanların) nikotinsiz-ilaçlarla (BUPROPIYON ile) tedavi edilmeleri daha doğrudur. Bu yöntemde bağımlının sigara içmesi sağlık açısından ciddi bir rahatsızlık doğurmaz. Ancak geri dönüşlere kapı açabileceğinden dolayı önerilmez. Tedavi sürecinde içilecek bir sigara bile uzun vadede başarısızlık riskini arttırır.

Bupropiyon aslında bir antidepresandır. Ancak beynin sigara bağımlılığı sürecinde artık salgılayamadığı kimyasalların yeniden etkin olmasını sağladığından dolayı bağımlının yoksunluk belirtilerini giderdiği saptanmıştır.

Bupropiyon, gerektiğinde “dışarıdan nikotin alımı” yöntemi ile de birlikte kullanılabilir. Tedavi süresi genelde 7-12 hafta arasında olmakla birlikte, gerektiğinde 6 aya kadar uzayabilir. Önce düşük dozlarla başlayıp 3. günden sonra doktor kontrolü ile doz arttırılır. Bupropiyon, motivasyonel destekle birlikte çok daha etkili sonuçlar alabilir.

İlaçlı tedavinin yan etkileri olarak, ağız kuruluğu, uykusuzluk, deri döküntüleri ve kaşıntı sayılabilir. Sara nöbeti ise görülebilecek en ciddi yan etkidir. Ancak görülme oranı çok düşüktür.

DEVAM EDECEK…